Sulukule Onaylı Avan Projesi Haziran ayında revizyon aşamasına girdi. Projenin revizyon
aşamasına girmiş olması tüm taraflar için değerlendirilmesi gereken ve uzlaşma sürecini
yeniden başlatabilecek bir fırsat !...
Bu revizyon kararı bir uzlaşma sonucu değil; yeni tescilli yapıların kabulu ile
gerçekleşti. Ocak 2008’de Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulu'na ve 4 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıkları'nı Koruma Bölge Kurulu'na
tescil önerisi yapıldı. Önerilen 85 yapıdan 25’i 4 Nolu kurul tarafından tescile
uygun görülürken, nihai kararı veren Yenileme Alanları Bölge Kurulunca 9 tanesinin
tescili gerçekleşti. Bu da onaylı avan projede revizyon ve değişiklik yapılmasını
gerekli kıldı.
Sulukule dünya ölçeğinde en çok konuşulan yerel gündemlerden birini oluşturuyor.
Uzun zamandır, yerel ve uluslararası kurumlar ve kamuoyu, taraflar arası uzlaşma
ortamının sağlanmasını ve dengeli bir çözümün üretilmesini bekliyor.
- UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Temmuz ayında Kanada’nın Quebec kentinde yapılan
toplantısında Türkiye’ye Şubat 2009’a kadar süre verildi. Bu süre içinde İstanbul’un
Tarihi Alanları için yapılacak işleri sıralayan Komite ilk sıralarda yer verdiği
Sulukule konusunda yapılması gerekeni şöyle tanımladı: “Fatih Belediyesi Kara Surları
çekirdek alanı içinde Sulukule Kentsel Yenileme Projesi geliştirmiştir. Bu proje
uzun süredir bölgede yerleşik olan azınlık Roman nüfusunu yerinden etmektedir. Proje
kapsamlı tartışmalarla karşı karşıyadır ve koruma, sosyal gereksinimler, yerel toplumun
kimliği arasında bir denge kurulmalıdır”. Bilindiği üzere İstanbul’un dünya miras
listesine alınmasındaki dört unsurdan biri Kara Surları'dır. Bu Kara Surları'nın
koruma alanı içinde kalan Sulukule bölgesinde geliştirilecek projenin yukarıda tanımlanan
hassasiyetler içinde ele alınması gerekmektedir.
UNESCO’nun yanısıra çok sayıda yerli ve uluslararası kuruluş sorunlara dikkat çekmeye,
kaygılarını bildirmeye devam ediyor:
- UN-Habitat AGFE (Birleşmiş Milletler-Habitat Zorla Yerinden Edilmeler Danışmanlar
Komisyonu) toplantısı 1 Eylül 2008’de yapıldı ve ilk gündem maddesi olarak Sulukule
ve Ayazma’ya yer verdi ve AGFE önümüzdeki günlerde İstanbul’a bir misyon göndermeyi
kararlaştırdı.
- Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne Sulukule
ilgili olarak yeniden temasa geçti.
- ABD- AGİT Helsinki komisyonu, hükümete ikinci kez mektup yazdı ve kaygılarını bildirdi.
- İstanbul Valiliği İnsan Hakları Kurulu ,Sulukule’de ihlallerle ilgili olarak Başbakanlık’a
kapsamlı bir rapor sundu.
- Avrupa Birliği 2007 Türkiye İlerleme Raporu, Sulukule yenileme projesindeki yanlışlıkların
giderilmesini istedi. Projede ısrar edildiği takdirde 2008 raporunda da eleştiri
dozajının artması kaçınılmaz.
- Yerel ve uluslararası pek çok sivil toplum kuruluşu yenileme projesiyle ilgili olarak
tepkilerini dile getirmeye devam ediyor.
Evet, Sulukule için başka bir çözüm mümkün !...
Yaklaşık 30 uzman ve akademisyenden oluşan disiplinler arası bir ekip, tüm tarafların
üzerinde uzlaşabileceği “Sulukule Yerel Gelişim Planı” için çalıştı.
Ekip, bugüne kadar Sulukule için yapılan yerli yabancı bütün çalışmaları da değerlendirdi.
Bu bilimsel çalışmalar; başka bir yaklaşımın da mümkün olduğu gösteriyor. Tarihi
dokuyu koruyan; Yerel halkı yerinden etmeyen, mağdur etmeyen, toplumsal gelişmeyi
sağlayan, ekonomik canlandırmayı gerçekleştiren, fiziki yapıyı sağlıklaştıran bir
anlayışla Sulukule’nin canlandırılabileceğini ortaya koymaktadır.
Bu plan çalışmasının ortaya koyduğu avantajlar;
Finansal :
Bu çalışma sonucu mevcut onaylı avan projeye göre daha avantajlı bir plan çalışması
ortaya konmuştur. Proje daha akılcı bir finansman modeline dayanıyor, daha ucuza
mal ediliyor. Çünkü sağlıklaştırma yaklaşımı sayesinde gereksiz yıkımlar yapılmayarak,
mevcut iyi durumdaki yapı stoğu korunarak hareket ediliyor. Daha ucuza konut birimlerinin
inşası öneriliyor. Otel, kültür-ticaret kompleksi yerine daha sürdürülebilir finansal
geri dönüş gelirleri yaratılıyor. Bölgenin tarihsel özelliklerini, kültür turizmi
bağlamında kullanarak artı değer yaratıyor.
Mekansal ve kültürel:
Bu plan çalışması ile; tarihi ve mekansal doku korunuyor, daha çok yeşil alan ve
ortak kullanım alanı sağlanıyor, tarihi dokuya ve sur koruma bandı sınırlarına uyuluyor,
arkeolojik yapı korunuyor.
Toplumsal-ekonomik:
Bölgedeki dayanışma ilişkilerini güçlendiren; eğitim, sağlık ve sosyal sorunlarını
çözen, bölgeyi İstanbul ile bütünleştiren, Kültür turizmi ile de bölgenin kendi
sosyo-kültürel yapısı ve kabiliyetlerine uygun ekonomik canlılık getiren, bölgedeki
yaşama maliyetlerini düşüren; istihdam olanaklarını arttıran, ticari fonksiyonu
çeşitlendiren bir yaklaşım hakim.
Bugün artık, bir tercih yapılması gerekiyor!...
Sulukule, Birleşmiş Milletler’in yerinden edilmeler listesine mi girecek?
Yoksa 2010 AKB sürecinde örnek bir uygulama olarak mı tarihe geçecek?
Sulukule bugüne kadar yapılan uygulama ve kararlar sonucunda kültürel, sosyal, insani
ve mekansal olarak büyük hasarlar almıştır. Proje sonucu mevcut yerel halk mağdurdur;
evini, mahallesini bırakmak durumunda kalmıştır; işinden ve sosyal çevresinden uzak
kalmıştır. Ulusal ve uluslararası kamuoyu ve kurumlar Sulukule için yeni bir karar
ve dengeli bir yaklaşım bekliyor; mevcut proje ve uygulama süreçlerini takip ediyor
ve sorguluyorlar
Kısaca,
Gerek UNESCO Şubat 2009 değerlendirmesi ve gerekse İstanbul 2010 sürecinde dünyadan
gelecek olanların ziyaret edeceği ilk yerlerden birinin Sulukule olacağı göz önüne
alındığında; Fatih Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ tercihini
yapmalıdır;
- 1960’lı -70’li yılların eskimiş yenileme yaklaşımıyla fiziki yapıyı tümüyle yıkarak
yeniden yapılar inşa eden ve hiçbir şeyi korumayan bir örnek mi?
- Çağdaş planlama ve koruma anlayışının hakim olduğu insanı eksen alan, katılımcı
ve bölgenin gerçek sorunlarını çözümleyen, Yerel Gelişim Planı mı?
Biz aşağıda imzası olanlar;
Bu çalışmayı tüm aktörlerin (belediye, üniversite, yerel temsilci, meslek odası,
stk, vb.) katılımıyla geliştirmeyi öneriyoruz.
Bu proje ile ilgili tüm karar vericileri, Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı, TOKİ'yi,
Vali'yi, İBB'yi, Fatih Belediyesi'ni, Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Bölge Kurulu'nu, konuya karşı duyarlı olmaya ve ortak bir zeminde hareket
etmeye çağırıyoruz; Başlatılan süreci uzlaşmacı ve dengeli bir anlayışla sürdürmeye
davet ediyoruz.